FINDIK ÜZERİNE BİR YAZI
ÇAY KADAR OLAMAMAK….!
Fındık sahipsiz lafı artık alışılmış bir edebi cümle gibi her daim hafızalarda yer almaktadır. Hatta bu lafı birisi kullandığında dahi başka birşey bilmez misin? deyiveresiniz gelir. Ama ne kadar doğru olduğu yönünde bir inceleme yaptığımızda gerçekten, ama gerçekten çok doğru olduğunu görüyoruz.
Nasıl mı?
Anlatalım öyleyse; bakın bu gün yılda ortalama 1,5 milyar $ gelir ettiğimiz fındık ticareti ülkemiz dış ticaret açığını azaltmaktadır. Rakamsal olarak 2010 yılında açığın 38.6 milyar $ olduğu düşünüldüğünde fındığın ne derece önemli bir kurtarıcı rolü üstlendiği açıkça görülebilir. Hem de 1 kuruş dış girdi olmadan bu topraklarda üretilerek.

Fındığın ekonomik katkısını sadece rakamsal veriler yerine fındık bölgelerindeki ekonominin temeli olduğu gerçeği ile de açıklanabilir. Fındık manavı, aracısı, kırma, işleme, entegre, paketlemesi gibi tüm sektörde istihdam edilen bölge nüfüsü da önemini ortaya koymaktadır. Gelelim fındığın kendi öneminden kimin haberdar olduğuna. Bölge insanı bunu çok iyi bilmekte ve her zaman her toplumda söyleyecek iki kelimesi vardır. Ama söz söylemekten öte icracı yetkililerin ne düşündüğü daha önemlidir. Bu gün Karadeniz insanı kayırılmış bir toplum gibi söylene gelip kimi platformda da buğday arpa yetiştiren üretici ile ayçiçeği yetiştirilenle kıyas yapılmıştır. Bu yersiz tartışmaya girip kendimi yormayacağım ama sadece bu ürünlerin temelde bir birinden farklı olduğunu söyleyeceğim sadece.
 
Fındık yemeyen insan tabiî ki ölmez ama ekmek yemeyen aç kalır yaklaşımı çoğu kez gülünç gelmiştir. Fındığı zaten biz değil Avrupalı yiyor ki.. petrol de hiç lazım değil araba sürmezsin olur biter der gibi oldu sanırım. O yüzden kıyaslamadan öte ürünlerin farklı teknik ve desteklerle sürdürülebilir bir politikayla yönetilmesi gerektiği kanısındayım sadece. Bu ülkede fındığın sahibi gene fındık üretici olmuştur hep ki en fazla o kıymet bilir emeğini verdiğinin. Fındığa sahip çıkana o da hep sahip çıkmıştır. Ama ihanet edene de sanılmasın ki prim verecektir. Ama olaya başka bir pencere açıp şöyle komşumuzun penceresine de gelin bir bakalım.

Komşu dediğimiz çay üreticileri neden kendi kaderine terk edilmemiştir. Neden tütün ya da şeker üreticileri kendi kaderlerine terk edilmemiştir. Nasıl der gibisiniz. Bakın bu ülkede çayın bir sahibi var ve kanunla yetki verilmiş ve halen kanunla bir sahibi var. Kim demeyin artık tabiî ki devlet. Hem de öyle şımarık ve hovardaca babasının sermayesini kullanan çocuk gibi yönetiliyor. ÇAYKUR’un 18.000 gibi bir çalışan sayısı koskoca bir ilçe nüfüsu kadar kaldı ki tek işi çay. Bunu yanında futbol kulübü sponsorluğunu da unutmamalı. Buna bir zamanların tütünün kanuni sahibi TEKEL ile hovardalığı son bulmuş Şeker Fabrikaları da örnek verilebilir. Bahsedilenler de tarım ürünü idi ama devletin garantisi açıkça ilan edilen ürünlerdi. Fındık ise hep bir boynu bükük üvey evlat gibi kalıvermiş tarih boyunca. Fındık kendi üreticisini eline bırakılmış kendi kaderini kendin belirle denilmiş ve kendi üreticilerinin ortak eseri FİSKOBİRLİK’e emanet edilmiştir. Fındık üreticisi her zaman artı yazdırdığı dış ticarete olan katkısı düşünülmüş olsa ki fiskobirliğe de yardımcı olma ihtiyacı olan hükümetleri de unutmayıp Sezar’ın hakkını Sezar’a verelim. Ama bakın Fiskobirlik diğer kurumlardan tamamen farklı aynı fındık gibi kendi kaderine terk edilmiş. Çünkü bir kooperatif. Bu gün en verimli kooperatiflerin bile değişen yönetimle batabileceği unutulmadan fındık yönetimlerin kaderine terk edilmiş. Biri gelmiş bizdensin diğeri gelmiş onlardansın denilmiş. Oysa ki fındık ortak payda olması gerekirken birilerinin tarafı olmuştur.
 
Çayda neden taraflar hep aynı sanki Rize de ÖTEKİ ler yok mu. Demek yok ki 2006 yılında tüm ticari faaliyetlerinin tutarının 748 milyon TL olarak brüt satış geliri olan ÇAYKUR bu rakama ulaşmak için 640 milyon TL harcamış ve bunu kar yaptın deyip kimse sorgulamamış bile. Oysaki 2006 yılı fındık satışı ile ülkemize 1.4 Milyar $ döviz girdisi sağlanmıştır. Hesaplamalar ortada iken sizce fındık sahipli mi? Çay kadar olamamışız daha. İşte bu gerçekten yola çıkılarak fındık öyle kendi kaderine terk edilmemeli. Konusu fındık olan, işi fındık olan, uzmanlığı ve politikası fındık olan tek sesi fındık olan bir kuruma sizce de ihtiyaç yok mu?

Birileri bunu artık görmeli. Tek elden tek yürek tek ses hatta tek yumruk bir yerden gelmeli. Siyasetten arındırılmış, sorumluluk bilinci ile kurulmuş profesyonel yönetilen bir kuruma acilen ihtiyaç var. Öyle hovarda evlan türetmeyin tabi ama öyle pasaklı sümüklü paspal da olmasın, haddini bilsin işini bilsin bu işi kendine iş edinsin yeter.

Sizce çok mu şey istedik. Sadece ve sadece hakkımız olanı istedik o kadar. Tüccarın bile kendi hesabının muhasebesinin başkaları tarafından tutulduğunun unutulmadan fındığın muhasebesini yapalım. 05.05.2010

ÜYE GİRİŞİ
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
SİTEYİ BEĞEN
 
Reklam
 
YEREL HABERLER
 



YENİ FOTOĞRAFLAR
 









YENİ VİDEOLAR
 




ANILAR VE GÖZLEMLER
 

Üç Boyutlu Yumrutaş



Köyümden Anılar



Köye dair...
 
Toplam 146248 ziyaretçi (663132 klik)
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Köyler