SEDAT GÜNDÜZ'DEN ANILAR
       ZİYARETÇİ DEFTERİNDEN ALINTIDIR 
 
 
 
      Çocukluğumun en güzel hatıralarından biride bıdık ahmetin organize ettiği perşembe ve civar köylerin futbol takımlarının katıldığı kaymakamlık kupasıydı,tabi o dönemin en akılda kalan tarafı renkli ve çılgın yumrutaş sporun taraftarlarıydı,amigomuz rahmetli gavruk hasan eşliğinde,helede rahmetli gavruk hasanın her golden sonra etrafını 360 derece harmanlayarak yapmış olduğu sevinç gösterileri hiç unutulurmu?

     Tabi gizli kahraman çıkının isini unutmamak lazım,davula tokmağı her vurduğunda takım da gaza gelirdi,bizde fırsattan istifade karşılama oynardık,ve başrol oyuncuları futbolcularımız ,kalecimiz panter lakaplı ali bey(reşat taşkıran),defansın bel kemiği yaşar taşkıran,ortasahanın virtüözü mustafa turgut hocam,forvette yerli maradona erol yılmaz fuleli ataklarıyla rakip savunmayı hallac pamuğğu gibi atardı,tabiri caizse rakip savunmayı tespih gibi dizerdi,bu kadroya rağmen başarı bir türlü gelmedi tabi ve kaçınılmaz son dışardan transferler yapıldı ve takım şampiyon oldu ve konvoy eşliğinde bende en arkada rahmetli icik yaşarın kamyonunun kasasında davul zurna eşliğinde yumrutaşin yolunu tuttuk,transfere karşı olan bizim köyün milliyetci gencliği dedilerki bizde öz yumrutaş sporu kuralım dediler vede kuruldu hatırladığım kadarıyla bir tek kabaktepeyi zar zor 4 . 3 yenmiştik ve galibiyet golü kaptan erol yılmazın ayağından penaltıyla gelmişti,

     Diğer maçlarını sorarsanız öz yumrutaşın ne siz sorun nede ben söylim hehehe, averaj takımı olduk anlıycanız,bu anacunu sattımın teknolojisi o dönemlerde olsaydıda bu yaşanan güzellikler kayıt altına alınsaydı,bazende iyikide gelişmemiş teknoloji diyorum kendi kendime yoksa bu yaşananlar bu kadar gizemli olurmuydu dostlar,ALLAHA EMANET OLUN



SEDAT GÜNDÜZ
Zaman: 21.02.2009 20:11:49
Mesaj: NE GÜZELDİ O GÜNLER

Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.Hatta babamın bile anahtaarı yoktu.Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.Heryere birlikte giderdik,zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.Cafelerde,alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.Okula arkadaşlarımızla gider,birlikte çıkar,oynaya,zıplaya yürüyerek gelirdik.Servis falan yoktu.Ayakkabılarımız eskirdi.Hatta öyle olurdu ki;çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.Mahellemizdeki teyzeler annemiz gibiydi.Susayınca girer evlerine su içerdik.Ya da pencereden bir sürahi ve bir bardak uzatır,hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.Kısacası evine girip gelen(ki sadece çişi gelen giderdi evine)elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlerede gönderirdi.Bu bazen bir kurabiye bazende bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.Çok garip ama kimse almazdı.Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.Düşünce kaldırırlar,kavga edince barıştırılırdık.Polisler gelmezdi kavgalarımıza,zabıtlar tutulmazdı.Sonra kavgalarımız da öyle ustura,falçata ile olmaz,onlar nedir bilmezdik bile,asla kanla falanda bitmezdi,en fazla saçlarımızdan çeker,hayvan adları sayar,tekme atar,yine oyuna dalardık.Birbirimizin suyundan içer,elmasına diş atardık.Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yinede mikrop kapmazdık.Azar işitip acillere taşınmazdık.Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.Röntgenlere,ultrasonlara girmezdik.
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.Evimizi kendimiz temizlerdik,kapı silmece;bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.Evlerimiz var içinde yaşayan yok,parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar,lüks binalar,ışıl ışıl vitrinler,girip çıkan yapay insanlar...
Ruh yok,buz gibi buz.bu biz değiliz.

 
Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,onlara dede,nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.Ben kapılarında 'vale'lerin,'bady'lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,taksidini bitiremediği arabanın anahtarını,hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.Benim değildir bu kültür.Ne ruhuma,ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni,ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Bizmi istemiştik ?

Yoksa hak mı ettik ?



 

SEÇMELER...
Yazın gelmesiyle birlikte köyümün eşsiz güzelliğini gözümde canlandırıyomda,derin bir nefes çektikten sonra offfffffffff offffffff deyip,andır galsın abu gurbet diyorum kendi kendime,ey gidi grumlu garısı ,gönül neler isti ama günahlarım müsaade etmi derdi,bu anlamda devremden yeni resimler ve güncellemeler isteniyor,gerci olsada dadından yinmez hani,yapılan güncellemelere ,verilen emeğe ,her ne kadar bir kuru teşekkürü çok görüyorlarsada sitemizin ziyaretcileri,canları saolsun,biz gurbetciler için gönül ne para ister nede pul,gönül memleketten güncelleme ister devrem gerisini ))).sen ara bul


Ufuk kardeşim efkarlanmış,saolsun güzel şeyler paylaşmış,bizim kuşakla şimdiki kuşak arasındaki farka ve oyun anlayışına dikkat çekmiş,malum çağımız teknoloji çağı pc kültürü aldı başını gidiyor,iyi yanları olduğu kadar kötü yanlarıda var,oyun anlamında tamamen şiddete dayalı oyunları çocuklarımız daha cok tercih ediyor,counter strike,smack down,pnusher,hiye life, maalesef çocuklarımızı tehdit ediyor,amerikan menşeli bu oyunlar biz Türklerin çocuklarını amerikan hayranlığına yönlendiriyor maalesef,bizim çocukluğumuzun kahramanlarıda amerikan karakterler deilmiydi maalesef,rocky ler,rambolar ,rambonun vietnamda zavallı halkı ve askerleri nasıl tek başına yerle bir ettiğini büyük bir gururla izlemedikmi maalesef,şimdi aynı tuzağa çocuklarımızı düşürmeye çalışıyorlar,lanet olsun böyle düşünceye böyle zihniyete.
 
 
 
Ufuk ben ve devrem köyde yetişdiğimizden,çocukluğumuzu doyasıya yaşadık diye düşünüyorum,bu anlamda çocuklarımızdan daha şanslıyız,çocuklarımın yaz tatilinde veya izinlerimde köyüme götürmeye gayret ediyorum ,memleketlerini tanısınlar sevsinlerki,ilerleyen yaşlarda bağlarını koparmasınlar diye azami gayret ediyorum,çocukluğumu doyasıya yaşamış biri olarak,o günleri özlüyorum tabi,baba tarafım alicik mahalleli olduğundan genelde oraya takılırdım en büyük zevkim mile oynamaktı,o dönemler gazoz kapağıyla oynardık,Bayar abim ve Orhan kahvede sattığı meşrubatların kapaklarını eski caminin altındaki dereye döker,bende cay posalarının içinden kapakları toplardım,gencel,dimes,meysu,vs toplardım hele )),sonraJbirde pahalı meşrubat kapağıysa çeyrek altın bulmuş gibi sevinirdim  soluğu alicik mahallesinde alırdım,sırayla kapakları dizer,başlamadan )),o dönemlerde acem gondiliğiJhepdenliğinemi oynucuk diye sorardık birbirimize  meşhurdu bende o tekniği kullanır ,bir atışta 3 tane kapağı aynı anda yıkınca değmen keyfime,sosyete tabiriyle üterdim uşakları,bazen de küreklik bahcesine dereye çimmiye giderdük yani yüzmiye,ilyasgilin şakir cıbıldak gine girerdi ),göle,yılanı var,yengeci var nasıl cesaret edermişiz hayret !
 
 Yazın incirler,gara üzümler,kirazlar olduğunda ne kadar sevinirdim,incirler ham yani olmaya yakın dayanamaz ağaca çıkar zeytinyağına dikiş iğnesini baturur sonrada incire sokardımki çabuk gine olsun,hele birde tam olmuş hali vardırki tabiri caizse bılım bılım olurdu yemede yanında yat aholllll,incir dalı hassas olur düşüpte çanağı gırma riskine garşı uçtaki dalları gegekle çekerdimki düşmiyeyim diye ,bir önemli hususta aç garnına yidinmi yandın yüzde 90 cırcır oldun )),hele gara üzüm yimesi ,ağaca cıkmak için tefeklere tutuna tutunaJdemektir  çıktınmı cin tepeye,elinde bi salkım üzüm içini emiyon gabunuda yukardan aşşa goyver gitsin,birazda evdekiler için gıdığa toplıcan tabiî ki,hele süt darı keyfim bi başkaydı,anam güzelce toplar,sonra bıçkıyla güzelce çenteler suda pişirirdi,sonrada önce tanelerini yer,sonrada kesmüğündeki suyunu emdikten sonra,değmen keyfime,kesmünüde inen yalına goyardukki inek yisin süt yapsın,bazende avluya iner bostan arardım yeni olmuşlarından,şalaklarınıda tohumluk ayırırdı annem,.kirazların ikili, üçlü olanlarını kulağımıza küpe yapmak ta ayrı bir eğlencemizdi
 
 
 
Yaşlılarımızla alakalı ,yaşayan çınarlarımız la alakalı yazacak ne olabilirki,onlar bizim başımızın tacı,yaşarken kıymet bilmek en güzeli,bir anne veya baba 7,8 çocuğa bakıyorda 7 çocuk bi ana babaya bakamıyo günümüzde,şimdiki nesil,at isti,yat isti,kat isti,hele gaynana gaynata hiç istemi,bu ne biçim iş anlayamıyom,şimdiki nesil gencler bile büyüklerini bakmak için sıra yapıyolar,bir ay bi gızında galıyosa ,öbür ay öbürünün yanına gitmek zorunda galıyo maalesef,maaşı veya rahmetli gocasından maaşı varsada bu seferde paylaşamıyolar hay anasını ya ,ana baba benim nazarımda sırtımı yasladığım dağ gibi,Allah yaşarken onların kıymetini bilenlerden eğlesin cümlemizi ! 08 Nisan 2010




 
KÖYDEN KIŞ ANILARIM
Hep özlemini çektiğim yaklaşık 4 sene aradan sonra istanbula kar yağdı, bembeyaz gelinliğini giydi, gerci göz açıp kapatıncaya kadar eriyip gidecek, kimbilir bi 5 sene daha beklicez o masum saf beyazlığı görmek için,ama gel görki ulusal görsel medya yangına körükle gidiyor ben bunu anlayamıyorum,her ne kadar hayatımızı olumsuz etkilesede gerekli tedbirler alındığı sürece ,çocuklar için hele hele büyük metropollerde allahın bize bir lütfudur,ama görsel medyaya göre beyaz kabus veya facia diye nitelendiriyor,canlı yayında bağlantı yapılıyor muhabirleri görüyorum da gülüyorum,ses tonları kuyruğuna basılmış kedi gibi ,bir panik bir heyecan hele atv nin muhabiri bi alem,mutfaktayım tv den bi ses geliyor ortalık yıkılıyor anacunu satim ,noli diyom allah muhafaza depremmi oluyor,yoksa türkiyede darbe harekatımı var diye tv ye bakmaya koşuyorum ,spiker kendini kaybetmiş ,parmağını kara sokmuş eyvah yandık diyor istanbulda kar kalınlığı 2 cm oldu yandık mahvolduk yaygarayı basıyor,tabi bende ona yaygarayı basıyorum ))))),yahu haitideki depremi hiçmi görmüyo bu basın insaf be kardeşim,kanal d nin bayan muhabiride canlı yayında konuşamıyor oda panik içinde nefes alamıyor kameramanı çekiştiriyor az ilerde araba kara gömülmüş haber yapacak ,ama koşarken ayağı kayıp çanağı kara gömülünce sesi soluğu kesiliyo,)))

Memleketim de yağan karı özlüyorum,çocukluğumun kar anıları ne kadar güzel günlerdi,gübre torbaları vardı eskiden bi de kalındıki sormayın onun üstünde kayardık,kayarkende deh dehhhhhhhhhhh naraları havada uçuşurdu,fındık dalları gelin gibi olurdu,akşamları genelde elektrikler kesilirdi gaz lambasını yakıp guzinenin başında otururken perdeyi aralar dışarıyı izlerdim,kar epelerken camada vururdu haliyle, camı açıp karı temizleyeyim derken karda içeri dolardı babamda la camı kapatsaaa diye gürlerdi ))) bazende dışarı çıkar kartopu oynardık,kara bastığımız zaman ayakkabılarımız kara gömülür eve geldiğimizde ayaklar pezük gibi kızarırdı ayaklarımızı ısıtmak için sobanın içine sokmak gelirdi içimizden,sabah olduğunda ise en büyük eğlencem olan ilistirle kuş yakalamak ayrı bir zevkti benim için,ilistir veya elek kara koyup yarım kaldırıp çubuğuda dikerdik ipi çubuğa bağlayıp içeri girer pusuya yatardık tabi yem koymayıda unutmazdık,körgelevcen,göğsükızıl ve serendü kuşlarından biri tuzağın içine girince cekerdim ipi,ne mutluluktu benim için,ama körgelevcen kuşu biraz agresifti,ilistirin altından elimi uzatıp almaya çalışırken elimi taktığı da cok olmuştur ))),bazende korkardım saçaklardan sallanan donmuş buzlar sanki williem tell in okları gibiydi,o buzları uzun sopalarla kırmak da ayrı bir zevkti benim için,annem inen önüne alaf vermek için beni ahıra gönderirdi ahırın kapısını actığımda yüzüme bi yalavu vururdu o kokuya bile hasretim böylesine bir memleket sevdası benimki,sonrada guş lastiğimi alıp avluya doğru yol alır garatavuk avlamaya giderdim genellikle taflanın kırmızı yemişlerine gonardı bende her seferinde garavana atardım tabii ))) ,karın altından pancar toplardı annem, ne has olurdu,doğrayıp tencereye koyduğunda iç yağlu gine ortalığı nefis bir koku kaplardı,mısır ekmede guzinenin gözünde bişerdi,yemede yanında yat,salla gaşu gitsin ahollllll ahhhhhhh,okul yanında maç yaparduk kar yağdığında kalecilik duygularım depreşirdi kara güvenerek,90 dan çok top çıkarmışumdur,tabiri caizse bi uçardım örümcek ağını alırdım köşeden,ikili mücadelerde yatarak topu almaya calışırdım ama yer kaygansa ve rakip beni gecerse ben zati memedin bahceye,rakipte bizim kaleye yol alırdı ))),çukurbaşına giderdim ama önce cevat abimin fırına uğrar yeni çıkan ekmeğinden yarım ekmek kestirir o ekmeğe keserken mis gibi kokuyu içime çeker,soluğu rahmetli babi kadir amcamın bakkalında alırdım içine tahin helvası koydurup yanındada gencel gazozu (o dönemlerde beyaz gazozda denirdi) afiyetle yerdim,gelmişken bayar abimin nostaljik kahvesine uğrayıp,ama kahveye girmeden önce ayaklarımı 3 veya 4 kez yere vururdumki karları dökülsün )))) 

O dönemler aznif oyunu çok meşhurdu her masada anzif oynanır o taşların sesi oyunun gidişatına göre bazen yükselirdi,tahta sandalyede otururken arkaya doğru gağrulurken sandalyeden çıkan gacurtular da ayrı bir melodiydi benim için 2 bardak çay içip son bir alış veriş yapmak için muksin abimin bakkalına uğrardım ,bana takılırdı hep sen kimin kızısın derdi, bende nezirin derdim çocukluk işte )))),alış verişimi yapar ama hemen çıkmazdım ,muksin abimi izlerdim çok keyif verirdi bana ,hele santralde mücadelesi bi alemdi ,takmalı çıkarmalı sistem vardı veya kulağından çevirmeli telefon,her evin hattı ayrıydı ,telefon calar muksin abim uzun ca bir aloooooooooooooooooooooooooooo cektikten sonra hattı bağlardı,bazende yanlış evi bağladığıda oluyordu,bi keresinde yanlışlıkla megün hacerin evini bağlamış,hacer ablam bu andır galsın senin bağlıcan hat deyip kapattığıda olmuş ))))),bakkaldan çıkarkende bana allah hayırlı ölümler versin derdi bana hep ,ben kızardım ama belli etmezdim yıllar sonra depremlerde ölenleri veya göçük altında kalanları görünce haklıymış dedim kendi kendime, yaşar emmünün manavına göz atmadan eve gitmek olmazdı tabi,emmü arada bir hamsi getürürdü kar suyunu yemiş taze cam gibi 1 veya iki kasa hamsi emmünün vitrinini süslerdi,tezgaha yanaştığımda ağzındaki ağızlık eşliğinde birinci cıgarasını tüttürürken buyur gocaman ne kadar olsun derdi hehe, bende dayanamaz alırdım eve geldiğimde sobada közümüz de eksik olmazdı babacığım saolsun onları düzgünce tel ızgaraya dizer közle buluştururdu eşsiz nefis bir koku sarardı evi bende o arada tahta sofrayı kurar üstünede gazete kağıdını sererdim,ardından soğanı 2 yumruk darbesiyle ikiye böler cücüğünü kendime saklardım,sonra babam orta seviyede pişen hamsiyi gazete kağıdına döker,afiyetle yerdik bazen hızımı alamayıp kılçığıyla beraberde yediğimde olmuştur )))))

 
 


ÜYE GİRİŞİ
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
SİTEYİ BEĞEN
 
Reklam
 
YEREL HABERLER
 



YENİ FOTOĞRAFLAR
 









YENİ VİDEOLAR
 




ANILAR VE GÖZLEMLER
 

Üç Boyutlu Yumrutaş



Köye dair...
 
Toplam 146598 ziyaretçi (664034 klik)
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Köyler