ANI VE GÖZLEM
 
 
ANI VE GÖZLEM
Bir Gurbetçinin Memleket anıları (Şubat 2013)
 
Günlerden Cuma, mesai günü ama akşamında cennete yani memleketime yolculuğum var , İstanbulun stresinden, yoğun iş temposundan kurtulmak için 1 haftada olsa tatil yapmak anne babayla özlem gidermek için güzel bir fırsat benim için, akşam saat 6 da genç turizmin orta yaşlı yolcusu olarak 34 numaralı koltukta yerimi aldım memlekete gitmeden önce bir hayalim vardı, gerçekleşmesini çok istedim ,ben memleketteyken inşallah kar yağar, yıllar öncesine dayanan özlemim sona erer, fındık dalları gelin gibi bembeyaz süslenir ,belkide karın tam ortasında hamsi ızgarası yaparım diye nostaljik hayallerim de oldu , boluda verdiğimiz ilk molada yoğun bir kar ile karşılaşmam ,neden Ordu yada yağmasın diye birazcık ümitlendirdi beni, çayı çok sevmeme rağmen uzun yol seyahatlerimin birinde başıma gelen bayat çay faciasından dolayı yolda çay içmiyorum,yıllar önce içtiğim bir bardak bayat çay ,hani bahçede bi an yılanla karşılaşırsınız o an grebinin küpüsüyle yılanın başına ilk vurduğunuzda nasıl kıvranır şekilden şekle girer işte aynen o işkenceyi yaşadım memlekete inene kadar  hevesimi ertesi güne ailemle bir sofranın etrafında turşu kavurması ve köy kahvaltısı eşliğinde ,bir bardak çayın deminde buluşmak üzere erteledim,
 
Otobüs firmaları teknolojiyi yakalamış her koltuğun arkasında bulunan tv sayesinde zaman daha hızlı geçiyor , eskiden ön ve orta kısımda bulunan tv den 1 tane film yayınlanır saat 11 gibi film biter ,ardından kısık sesli müzik yayını başlar, slow müzik eşliğinde kilometreler eritilir,rampa aşağı inerken otobüs tıslaması müzikle harmanlanırken,ışıklar kapatılır, göz perdeleri bir dahaki molaya kadar kapanırdı,
 
 
Bolu dan sonra ikinci durak çorum Osmancık kapı açıldığında mis gibi kavrulmuş leblebi kokusu karşıladı beni, gecenin ortasında uykunun tavan yaptığı bir anda uykulu şişmiş gözlerle inip ezo gelin çorbası içip, hediyelik anlamda pişmaniye,saray helvası ve leblebi aldıktan sonra,memleketime sevdiklerime biraz daha yakınlaşmanın huzuruyla mutluluğuyla hareket saatimiz geldi,zamanı eritmenin en güzel yolu uyumaktan geçer mantığıyla Jsağa ,sola öne ,arkaya reflekslerle tekrardan uyku moduna girmeyi başardım , ertesi sabah kumbaşına 09: 00 gibi Allahın izniyle indim , yazdan kalma bir gün karşıladı beni kar hayallerim suyamı düştü acaba diye düşünürken ,Karadeniz bu sağı solu belli olmaz bakarsın yarında kar yağıverir diye ümitlerim her daim tazeliğini korudu , eskiden western filmleri vardı , kowboy atıyla kasabaya girer nalının tıkırtısı eşliğinde ilerlerken ağzında yarım kibrit çöpü,sanki buffalo eti gavurması yimişde dişini temizlercesine ilerlerken,fotölü öne eğik sağına soluna profilden bir bakış
 
 
atarken, kasabanın ıssız ve terkedilmişcesine bomboş olduğunu görür, tıpkı benim vonam gibi  omzuma astığım bavulumla Perşembe sokaklarında ilerlerken boyacı çetinin hey amigo hoş geldin diyen sesiyle irkildim ayakkabı boyacısı çetin tezgahını kurup vira bismillah deyip rızkının peşine düşmüş,ayakkabımı boyatırken orduspor üzerine kısa bir sohbetten sonra, alışveriş için Perşembe yi turlamaya başladım,
 
 
öncelik çıtır çıtır Perşembe simidi almak oldu ,balık kentiyiz haliyle hamsi almadan gitmek olmazdı köye, balıkhaneye vardığımda tezgahlarda hamsi olmaması tuhafıma gitti ,bu konuyu yaşar taşkırana sorduğumda bu sene hamsi çıkmadığını söylemesi beni istavrite yönlendirdi, istavritin taze ve iri olması, İstanbul dada hasret kalmam 3 kg almama neden oldu,bu arada istavritin bir diğer adınında KRAÇE olduğunu öğrenmem ilgimi çekti ,alışverişim bittiğinde kısa bir Perşembe turu yaptım kasap ve restoran sayısında artış olduğunu gözlemledim , dünyada 168.ci sakin ilçe ilan edilmiş perşembe,dolayısıyla belediyenin bastırmış olduğu CITTASTORE stikırları ticari taksilerin üzerinde yerlerini almış,belediye ve kültür evi binasının yapımı oldukca yavaş ilerliyor gibi geldi bana kabası bitmiş sadece..
Köyün durağına geldiğimde köyümün kaptan pilotları durakta yerlerini almış ,duraktaki yeni çay ocağında içilen bir bardak çay ve şoförlerle yaptığım kısa hoş sohbetin ardından Hüseyin abimin taksisi ile köye hareket ettim , öylesine güzel bir günki yazı , iznim süresincede öyle geçti kıskandıracak sıcaklıkta cuhallamamak elde değil ,köy olabildiğince sakin,görsel anlamda yazın cezbedici büyüleyici yeşilliği belki yok ama , görüş açısı oldukca geniş,fındık dalları pülçeklenmiş , tarlalar ve bahçelerde menekşeler fındık ocaklarının dibinde rengarenk baharın ilk müjdecisi gibi,köyüm ahalisi genelde Perşembe ve orduya yerleşmiş alicik mahallesinde odunum vardı emmoğlu nejminin arabasıyla almaya gittiğimde alt mahalledeki evlerin çoğunun kullanılmaması üzdü beni ,
 
Çukurbaşında gözlemlerim oldu yer yer,60 yaş üzeri emekliler vakit namazlarını düzenli olarak kıldıktan sonra kısa bir sohbetin ardından alışverişlerini yapıp bir dahaki namaz vaktine kadar evlerinin yollarını tutuyorlar,öğlen saatlerinde öğrenci çocuklar okulların yarıyıl tatilinde olmasından dolayı çukurbaşında toplanıp eroldan atıştırmalık yiyecekler alıp yedikten sonra evliyanın yolunu tutup futbolla streslerini atıyorlar, köyümün gençliği akşam saatlerinde çukurbaşında balkonlu kahvede birkaç el oyun oynayıp stres attıktan sonra evlerine dağalırken,inşaatte çalışan köylülerim iş dönüşü çukurbaşını hareketlendiriyor,bu hareketlilik oldukca kısa sürüyor bir grup alışveriş yapıp bir çay içip evine yol
 
 
alırken bir grupta en fazla 2 masayı dolduracak şekilde irfanın kahvesinde bir veya 2 el oyundan sonra çukurbaşını terk ediyor, gurbetteyseniz ve bunaldıysanız birazcık kafayı dinleyeyim diyorsanız yarıyıl tatil dönemini tercih edin
 
Memlekette en geç 11 de yatıyordum, ertesi gün de ise en geç 8 gibi uyanıyordum İstanbul da uykuya doyamayan ben sabahın 8 inde horoz sesiyle uyanıyorum ,ordusporumun Pazar günü gençlerbirliği ile maçı vardı ,orduspor maçlarının daimi müdavimlerinden erol, Atilla, Hüseyin ile maça gitmeyi planlıyordum ama takımın 9 hafta kazanamıyor olmasıda beni frenliyordu ve maçı evde izledim ama maçı 2 ,1 aldıkdan sonra keşke gitseydim dedim kendi kendime,
pazartesi günü erkenden kalkıp kümesten sıcak organik yumurtalardan omlet yapıp ,guzinenin gözünde elma dilimi şeklinde tepsiye dizilip hafif kızarmış patates ile ailece kahvaltımızı yaptıktan sonra perşembeye hareket ettik , perşembede Pazar yerine uğradık köylü anaların yöresel ürünler sattığı pazarda bol miktarda çökülce diğer adıyla sakarcanın tezgahları bolca süslediğini gördüm , en büyük oğlumun okuduğu imam hatip lisesine doğru hareket ettik ,bizim gençliğimizin okullarından olan Perşembe lisesinin bir tarafı ,imam hatip bir tarafıda kız meslek lisesi olarak eğitim hayatına devam ediyor,okul eski ama boya badana ve tadilattan sonra oldukca bakımlı ve güzel olmuş,müdürden çocuğumla alakalı bilgi aldıktan sonra orduya hareket ettik ,ortanca oğlum keremin, baba ordusporlu futbolcular ordudamı oturuyor demesinin hemen ardından javier umbides ve ailesini görmemiz mutlu etti bizi,çat pat İngilizcemle gençlerbirliğine 40 metreden attığı golün çok güzel olduğunu ve bir fotoğraf çektirmek istediğimizi söylediğimde memnuniyetle kabul etti,
Fatsalı hünkarda yediğimiz yemeğin ardından ,perşembeye hareket ettik ,şok marketi Perşembe için kazanç olmuş,seda sayanın dediği gibi hepsi iyi marka fabrikadan halka mesajı yerini bulmuş ürünler marka ve kaliteli şok ta alışverişimizi yapıp,bol cevizli tekne helvamızıda aldıktan sonra köye döndük,akşam yemeğinde tarladan toplanan tazecik pancardan sarılan dolmanın tadı halen damağımda,
 
sabah erkenden kalkıp güzel bir güne merhaba derken hem zaman geçsin hemde babama yardımcı olma anlamında bahçedeki dal odunları topladım , ardından küçük oğlumla okul yanına gidip top oynadık , bi an yıllar öncesine gittim yaşantımın en güzel anlarından olan şort turnuvası canlandı gözümde ümit naci önderliğinde 7 şimşekler olarak belki çok küçüktük ama oynadığımız futbol ile gönüllere taht kurmuştuk, köyüm okulunun kapanmış olması önünde neşe içinde koşturan ,oynayan öğrencilerin bir daha olmayacak olması hüzünlendirdi beni,daha fazla duygu yağmurunda ıslanmadan çukurbaşının yolunu tuttum, karizmatik market erolun
 
 
yanına uğradım hemen girişte patar marka fındıklı pastayı çok sevdiğimi bildiğinden bir tane ikram etti ardından irfandan söylenen çay eşliğinde futbol sohbetine başladık , ordusporun en büyük eksiğinin ortasaha olduğu acil transfer gerektiği konusunda hemfikir olduk , iddaa ,erolun dediğineJtutturmanın formülleri üzerinde fikir alışverişinde bulunduk göre devremin eniştesi Orhan bey marketin adını yok yok market koymuş,her türlü ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyorsunuz ,post cihazı da kullanan erol çağı yakalamış, benim hakkımda hep futbol ile alakalı yazılar yazıyorsun diyen erol kardeşimin küçük bir sitemide oldu ,
Koşucu Osman abim namı diğer rüzgar Osman halen aktif koşuculuğa Galatasaray da devam ettiğini söyleyince gençliğinin sırrıda belli oldu,çok özel bir notuda paylaştı ,yıllar önce selanikte koşulan 800 metre yarışında Türkiye rekoru kırdığını,birkaç yıl sonra koştuğu 2000 metre yarışında kırdığı Türkiye rekorunun 23 yıldır kırılamadığını söylemesi gururlandırdı beni,
Bir haftalık zaman su gibi akıp geçti,doyduğumuz yere hareket saati geldi çattı ,taksici barış evin önüne gelip bavullarımızı araca koyduktan sonra perşembeye doğru hareket ederken ardıma son kez baktığımda cennete veda etmenin derin hüznü yüz hatlarıma yansıdı ,Allah sağlık sıhhat verdiği sürece tekrardan memlekete dönmenin hayali ise bir nebze olsun üzüntümü hafifletti.
 
                                                                                  SEDAT GÜNDÜZ
                                                                                        26.02.2013
                                                                             (Site Ziyaretçi Defterinden)
 


ÜYE GİRİŞİ
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
Reklam
 
YEREL HABERLER
 
YENİ FOTOĞRAFLAR
 









YENİ VİDEOLAR
 




ANILAR VE GÖZLEMLER
 

Üç Boyutlu Yumrutaş



Köye dair...
 
Toplam 149184 ziyaretçi (671502 klik)
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Köyler