IŞIK .UKORKMAZ


Birçok şeyin madde ile karşılık bulduğu günümüzde,bizi biz yapan manevi değerlerden uzaklaşma eğilimindeyiz.Çocuklarımızdan veya çevremizdekilerden birşeyler rica edeceğimizde,isteğimizin arkasına mutlaka birşeyler,şeker, çikolata,kontör,oyuncak,ayakkabı,elbise v.s. ... ilave etmemiz gerekmektedir.Neden böyle? Neden sevgimizle,hatırımızla...değil de rüşvetle!Bu kadar mı sevgiden,saygıdan uzaklaştık.Lütfen,yetişen yeni neslimize biraz daha eğilelim.Onları maddenin,günümüz çıkar dünyasının oyuncağı yapmayalım. Sevmeyi,sevilmeyi,sevgiyi,saygıyı çocuklarımıza aşılayalım.Onlar açısından hayatın esasını sevgi üzerine kuralım.Bakın o zaman daha güzel bir Türkiye,daha güzel bir dünya,daha güzel bir gelecek bizi bekliyor olacak.Işığımızı yaymayı,ışığımızla etrafımızı aydınlatmayı öğrenelim ve öğretelim.İşin sırrı ışığımızda saklı...

IŞIK
Uzaklarda küçük bir kasabada genç bir adam kendi işini kurdu bu, iki caddenin köşesinde bir perakendeciydi.
Adam dürüst ve dost canlısıydı,insanlar onu seviyorlardı. Ondan alış veriş yapıyorlar ve arkadaşlarına tavsiye ediyorlardı.Adam kısa süre içinde bir dükkandan , Amerikanın bir ucundan diğerine uzanan bir zincir yarattı.
Bir gün hastalanıp hastaneye kaldırıldı.Doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı..
Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara bir görev verdi:

İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketimin başına geçecek. Hanginizin bunu haketiğine karar vermek için,her birinize birer dolar vereceğim
Şimdi gidip bu birer dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız,ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızıla aldığınız şey hastane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı.

Çocuklar bu başarılı şirketi yönetme fırsatı karşısında heyecana kapıldılar. Üçü de şehre gidip parasını harcadı.
Akşam geri döndüklerinde babaları sordu:
"Birinci, çocuğum ,bir dolarla ne yaptın ?"
Çocuk cevap verdi "Arkadaşımın çiftliğine gittim,bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım.Sonra odadan dışarı çıktı ,saman balyalarını getirdi ,açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanlarla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yere indi ancak babanın söylediği gibi odayı bir uçtan öbür uca dolduramadı.
Adam sordu: "Peki ikinci çocuğum ,sen paranla ne yaptın?."
Yorgancıya gittim .İki tane yastık aldım ." Bunu söyleyen çocuk ,yastıkları içeri getirdi ,açtı ve tüyleri bütün odaya dağıttı. Zaman içinde bütün tüyler yere düştü, böylece oda yine dolmamıştı.
"Sen üçüncü çocuğum, sen paranı ne yaptın?." diye sordu adam .
Dolarımı cebime koyup senin yıllar önceki dükkanın gibi bir dükkana gittim. Dükkanın sahibine parayı verdim ve bozmasını istedim .Dolarımın 90 centini şehrimizdeki iki yardım kurumuna bağışladım.Böylece bir onluğum kaldı. Bununla iki şey aldım."
Çocuk elini cebine atıp bir kibrit kutusu ve bir mum çıkardı. Işığı kapatıp mumu yakınca oda mumun yaydığı ışıkla dolmuştu.Oda samanla veya tüyle değil,bir uçtan öbür uca ışıkla dolmuştu.
Baba memnundu "Çok iyi oğlum .Bu şirketin başına sen geçeceksin,çünkü yaşam hakkında çok önemli bir şeyi , ışığını yaymayı biliyorsun. Bu çok güzel .


IŞIĞINIZI YAYABİLMENİZ DİLEĞİYLE....


UFUK KORKMAZ
29.09.2009




ÜYE GİRİŞİ
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
Reklam
 
YEREL HABERLER
 
YENİ FOTOĞRAFLAR
 









YENİ VİDEOLAR
 




ANILAR VE GÖZLEMLER
 

Üç Boyutlu Yumrutaş



Köye dair...
 
Toplam 149184 ziyaretçi (671475 klik)
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Köyler